Galatasaray Kurtlar Vadisi’nde

Dün akşam bir yandan Galatasaray maçını izlerken bir yandan da nargilemi tüttüreyim, kahvemi höpürdeteyim diye Yeşilköy’de bir cafeye gittim. Cafenin iki tane plazma TV’si var. Biri içeride diğeri de dışarıda. Maçı dışarıdaki TV’de vereceklermiş diye cafenin bahçesindeki masalardan birinde yerimizi aldık arkadaşlarla. “İçeride niye yayınlamıyorsunuz maçı?” diye sorduğumda, “orada Kurtlar Vadisi‘ni yayınlayacağız.” cevabını aldım. Önce pek umursamadım da sonra düşününce garip geldi. Hatta durum ilerleyen saatlerde daha da acayipleşti.

Bir kere maçın ilk dakikasına kadar kanalı değiştirmediler. Sadece maç izlemek için orada bulunan bizler de Kurtlar Vadisi izlemek zorunda kaldık bir süre. Devre arasına kadar her şey güzeldi. Devre arasında tekrar Kurtlar Vadisi’ni açtılar dışarıdaki TV’de. Ses maç esnasında iyice açılmış olduğu için, kanal değiştiğinde de bangır bangır bağırmaya devam ediyordu.

Maçı bile o denli dikkatli izlememiş insanlar, kanal değişince ekrana kilitlendiler. Ses çıkarmadan izliyorlardı. Zaten dizide de pek fazla ses çıkmıyordu. Dizi genelde poz kesme üzerine olduğundan, oyuncular bir o yana bakıp uzun kaç çatıyorlar, bir bu yana bakıp kaş çatıyorlar sonra da beylik bir laf ediyorlar ve susma devam ediyor. Yani ağırlıklı olarak zurna sesinden oluşan bir fon müziği hakimdi mekana. Bir de bizim gülüşmelerimiz..

Çünkü bence Kurtlar Vadisi komik bir dizi. Her hareket, her laf klişe ve abartı koktuğundan bence gülmemek mümkün değil. Ama koca koca adamlar oturmuş ciddi ciddi izliyorlar valla.

Bir ara içeri girdim. Bakayım oradakiler ne yapıyor diye. Onlar daha beterdi!. Tamamen dumanaltı olmuş bir yerde bir sürü erkek oturmuş, dizi seyrediyor, ara ara durumu değerlendiriyor, “vay be ne laf etti” gibi nidalar yükseltiyorlardı.

Maçın başlamasına kısa bir süre kala tekrar yerime döndüm. Bir sahlep söyledim. O sırada garsona (ki sonradan anladım ki mekan sahibiymiş) “Maça ne zaman geçeceğiz? Az kaldı da…” deme gafletinde bulundum. Meğerse adam Kurtlar Vadisi’nin sırf hayranı değil bizzat kendisiymiş. Pis pis suratıma baktı ve kısa ve net bir cevap verdi: Başlayınca! Ben de “güzel cevap” deyip göz kırptım. ;) Zaten sonra sahlebi falan da başkası getirdi.

Acayip bir kitle yani. Acayip insanlar, acayip bir dizi, acayip bir mekan…

Gecenin tek güzel şeyi ise tabi ki Galatasaray maçıydı. Bi de o ne acayip maçtı ya!  :)


Yorum Yapın