Cem Adrian Çubuklu Hayal’deydi
Dün gece Çubuklu Hayal Kahvesi’ndeydim.
Oraya gitmeyi her zaman sevmişimdir. İstinye’den tekneye binmek, eğlence öncesi güzel bir deniz turu yapabilmek… Eğer boşsa, teknedeki köşe koltuğu seçer, arkama yaslanırım. Yüzüme, denizden gelen yumuşak esinti çarpar. Hafif hafif sallanan teknede İstanbul’un güzelliğine dalar, teknenin Hayal Kahvesi’ne yaklaşmaya başlamasıyla, tekrar dünyaya dönerim.
Çubuklu Hayal Kahvesi’nden dönmeyi ise hiç bir zaman sevemedim. “Hadi artık gitmek istiyorum buradan” dediğinde insan gidemiyor; teknenin gelmesini beklemek zorunda kalıyor ve bu yirmi dakikalık süreç de sanki bitmek bilmiyor.
Dün gece Cem Adrian sahne alıyordu Hayal Kahvesi’nde. Zaten benim de oraya gidiş nedenim Cem Adrian’ı canlı dinleyebilmekti. Aksi takdirde Avrupa Yakası’nda oturan biri için sık tercih edilen bir yer değil Çubuklu Hayal Kahvesi.
Saat 23.00 da başlaması gereken konser, yarım saatlik bir gecikmeyle başladı. Başlar başlamaz da beni bambaşka bir dünyaya götürdü. Sadece klavye ve Cem Adrian’ın inanılmaz sesiyle gerçekten de büyülenmiş gibiydim. Birbirinden güzel şarkılarını, ardı arkasına ve hiç mola vermeden söyledi.
“Artık kısa bir ara verir heralde” diye düşünmeye başladığım anda “sırada konserimizin son parçası var” anonsunu yaptı Cem Adrian. Henüz “Aşk Bu Gece Şehri Terketti” şarkısını söylememişti. Ben de, bu en sevdiğim Cem Adrian şarkısını canlı dinleyebilmek için şarkının adını yüksek sesle, istek yapmak adına bağırdım. Ancak şarkının adı o kadar uzundu ki, tekrar bağırmak istemedim. Zaten Çubuklu Hayal’deki kitle de hiç oralı değildi. Sanki konserin bitmesini istiyor gibilerdi. Ama şarkının adı “Yağmur” gibi kısa bir şey olsaydı, arka arkaya bağırıdım. Cem Adrian da bu sefer mutlaka duyardı. Belki sonunda “Kusura bakmayın o şarkıyı çalışmadık” gibi bir açıklama yapar ve şarkıyı söylemezdi ama yine de duyardı.
Bu arada o da ne kötü bir şeydir. Tek başına bir şarkının adını bağırmak ve sanatçının sahneden sana bakarak “yok, olmaz” demesi… Bir anda olduğun yere sinersin. Sesini duyurmak için bir yerlerini yırtmışsındır ama hiç bir işe yaramamıştır. Sanatçı cevap vermese aslında daha iyidir. İçinden “duysaydı sesimi kesin söylerdi benim şarkımı” diyebilmek, umudunun tamamen bitmesinden iyidir.
Son olarak “Yağmur” u tekrar söyleyip sahneden indiğinde, arkadaşım ve ben o güzel müziğin ve inanılmaz sesin götürdüğü huzur dolu hayal dünyasından gerçek dünyaya döndük. Aslında hiç dönmemek ve daha çok uzun süre oralarda kalmak istiyorduk. Fakat sevgili DJ kardeşimizin, konser biter bitmez çalmaya başladığı “çısdakadıptas” müzikleri, kulağımıza bir şamar gibi oturdu. İnsanlarsa bir anda ortaya fırlayarak dans etmeye başladılar. İşte o anda konser esnasında arkadaşımın bana dönerek sorduğu “Bir tek biz miyiz müthiş bir huzurla dolan? Bu insanlar hiç mi etkilenmiyor bu müzikten?” sorusunun yanıtını ikimizde almıştık.
Yazımın en başında bahsettiğim “Hadi artık gitmek istiyorum buradan” durumu ortaya çıkmış ve teknenin gelmesini beklemeye başlamıştık. Zaman sanki geçmek bilmedi. Kulaklarımızdaki o inanılmaz müzik giderek siliniyordu. Teknenin gelmesine ve kıyıdan iyice uzaklaşmasına kadar devam etti bu silinme. Sonunda “çısdakadıptas” bitmişti ama Cem Adrian’dan da pek bir şey kalmamıştı kulağımda çınlayan.
Cem Adrian’a verdiği müzik ziyafeti, Çubuklu Hayal Kahvesi’ne ise bir daha orada konsere gitmemem gerektiğini bana öğrettiği için teşekkür ediyorum.
Önümüzdeki hafta Suzan Kardeş ile Balkan Müzikleri konseri varmış Çubuklu’da. Gitmeden önce iyi düşünün derim.

15 Ağustos 2008 10:07
BEN YAZIDAN ÇOK ETKİLENDİM.ÇÜNKÜ BENDE CEM’İ DİNLERKEN O HAYALLERE DALIP GİDİYORUM. SANKİ RUHUMU OKŞUYOR ÇOK GÜZEL KELİMELERE DÖKEMEYECEĞİM KADAR MUHTEŞEM ÖTESİ SESİ VE ŞARKILARI VAR. EVDE ODAMA GİRDİĞİM ZAMAN HER YER ‘CEM ADRİAN’ BEN AŞIĞIM ONA, SESİNE,ŞARKILARINA,DURUŞU, BAKIŞI SADECE BİR KEZ GÖREBİLMEK EN BÜYÜK HEDİYEDİR BANA:( YAŞIM KÜÇÜK OLDUĞU İÇİN HAYAL KAHVESİ’NE GİDEMIYORUM AMA BİLMESİNİ İSTERDİM O’NU NE KADAR DEĞERLİ GÖRDÜĞÜMÜ!